Cumhuriyet 98. Yaşında

Muzaffer Çetin-ETTLİNGEN
Cumhuriyetin kuruluşunun 98. Yıldönümü Türkiye ve Avrupa ülkelerinde olduğu gibi Karlsruhe Ettlingen‘de kutlandı. Karlsruhe Başkonsolosluğu tarafından Ettlingen Sarayı Bahce salonunda verilen resepsiyona Karlsruhe Başkonsolos Banu Terzioğlu, Konsolos Adnan Hayal, Mavin Konsolos Burcu Şener’in  tebrikleri kabulü ile başladı. Tebriklerin kabulünün ardından Başkonsolos Banu Terzioğlu, davetlilerin bayramını kutladı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ve Alman Milli Marşının okunmasının ardından T.C Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’nın yayınlamış olduğu 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı mesajı okundu. Günün önemine binaen konuşma yapan Başkonsolos Banu Terzioğlu, ‘‘Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 98. yıldönümünü kutlamanın gururunu ve mutluluğunu yaşıyoruz. Cumhuriyetimiz, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde milletimizin kazandığı zaferi taçlandıran ve bizlere bağımsız bir millet olarak kayıtsız şartsız egemenliği armağan eden en değerli varlığımızdır. Bu anlamlı günde, başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere tüm kahramanlarımızın aziz hatıraları önünde bir kez daha saygıyla eğiliyoruz. Türkiye Cumhuriyeti 98 yılda köklü tarihi, kültürel ve insani birikimi, büyüyen ekonomisi, teknoloji, sağlık, eğitim, bilim, kültür alanındaki atılımları ve güçlü demokrasisiyle önemli mesafeler kat etmiştir. Türkiye, tüm insanlığın ortak güvenliğine, refahına ve değerlerine ciddi tehdit olmaya devam eden terörizmi her türlü biçim ve tezahürleriyle kınayarak FETÖ, DEAŞ, ve PKK gibi terör örgütlerine karşı mücadelesini de kararlı bir şekilde sürdürmektedir. Cumhuriyetimizi daha güçlü, daha aydınlık, daha müreffeh kılarak gelecek nesillere taşımak için dün olduğu gibi bugün de birlik ve beraberlik ruhuyla, durmadan yorulmadan çalışmaya devam edeceğiz. Cumhuriyetimizin 98. Yıldönümü Türkiye ve Almanya arasında imzalanan İşgücü Anlaşmasının 60. yılına denk gelmiştir. Siyasi, ekonomik ve kültürel alanlarda tarihi ilişkilere sahip olduğumuz Almanya’yla imzaladığımız bu anlaşma iki ülkenin kalkınmasına katkı sağlamasının yanı sıra emsalsiz bir insani ve toplumsal bağın da oluşmasına vesile oldu. Günümüzde Almanya Türk toplumu mensupları sadece çalışma ve iş hayatına değil; siyasetten, bilime, sanattan spora, toplumun her alanına renk ve zenginlik katmakta başarılı rol modeller yetiştirmektedir Almanya Türk toplumuna, iki ülkeye de sağladıkları katkılar için şükranlarımızı sunarken, geleceğimizi birlikte daha iyi şekillendirebilmek için bu süreçte karşılaşılan zorlukları ve bazı sorunları da unutmamamız gerekir. Ayrımcılık, ırkçı saldırılar ve yabancı düşmanlığı Türk toplumunda endişe yaratmaya devam etmektedir. Barış ve çeşitlilik içerisinde bir arada yaşama kültürünü hedef alan İslamafobi, Türk düşmanlığı, Yahudi düşmanlığı, göçmen düşmanlığı gibi her türlü nefret ve ayrımcılığa karşı ortaklaşa mücadele edilmesi önem taşımaktadır. Toplumsal kaynaşmanın ve entegrasyonun başarısı için, insanların kendi kültürel kimliklerine uygun, ayrımcılıktan ve önyargılardan uzak, güven içinde bir yaşam sürmelerinin önünü açmanın, eğitim ve istihdam imkanlarından daha iyi bir şekilde yararlanmalarını sağlamanın gerekli olduğunu düşünüyoruz. Cumhuriyet Bayramınızı en içten dileklerimle tebrik ediyorum‘‘. Yaşasın Cumhuriyet! Dedi.                 Resepsiyona; Karlsruhe Yargıtay Terörizm Departmanı 2. Başkanı Federal Savcı Thomas Beck, Karlsruhe Ticaret ve Sanayi Odası Dış Ticaret Komitesi Başkanı Robert Huber, Stuttgart Kosovo Başkonsolosu Imer Lladrovci, Konsolosluk Ataşeleri, Konsolosluk çalışanları,Türk siyasetciler, işinsanları, öğretmenler, Pandemiden dolayı kısıtlı sayıda Türk ve Alman davetli katıldı.

Mevlid-i Nebi haftası etkinliği kutlandı

Muzaffer Çetin-RASTATT

Peygamber Efendimizin dünyaya teşriflerinin yıl dönümü münasebetiyle, Karlsruhe Din Hizmetleri Ataşeliği DİTİB 5.ci Bölge derneklerinin organize ettiği Mevlid-i Nebi Rastatt Merkez Camii Salonunda gerçekleştirildi . Akşam Namazı sonrası Rastatt Camii Din Görevlisi Yunus Gürbüz’ün sunumu ve takdimi ile başlayan Program , DİTİB Forbach Camii Din Görevlisi Hikmet Kıratlı’nın Fetih Süresinin latif tilavetiyle okunan Kuran-ı Kerim okunduktan sonra. DİTİB Rastatt Merkez Camii yeni Başkanı  Yunus Ülkü, 5.ci Bölge Başkanları adına teşekkür konuşması yaptı. Etkinlik programında, Karlsruhe Din Hizmetleri Ataşesi Adem Dursun’da selamlama konuşması yaptı. Mevlid-i Nebi Programına Konuşmacı olarak katılan Diyanet İşleri Başkanlığı Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Özcan Gökçebay, bu yıl Mevlid-i Nebi Haftası teması olarak belirlenen ‘‘Peygamberimiz ve Vefa Toplumu‘‘ başlıklı sunumu yaptı. Vefa gösterisi olarak camiilere, derneklere hayrı hizmetlere hiçbir karşılık beklemeden koşan Halil Yavuz ve Murat Serin’e DİTİB Rastatt Merkez Camii yönetimi tarafından teşekkür Plaketi ile ödüllendirildi. Takibinden Programa katılan konuklara Peygamberimizin simgesi olan DİTİB Rastatt Kadın Kolları tarafından Gül taktim edildi. Program Pandemiden dolayı kısa tutularak Peygamberimizin Dünyayı şereflindirmesi vesile kılınırak icra olunan bu etkinliğin, bütün insanlığa barış, huzur getirmesi dilekleriyle Program sona erdi.

Sonbahar’da nereye gitmeli ?!

Muzaffer Çetin- SCHWETZİNGEN

Almanya’nın Heidelberg şehrine sınır olan Schwetzingen şehrindeki Schlossgarten, çok büyük bir gezi alanı. Çok farklı bir yerleşkeleri, alabildiğine uçsuz bucaksız muazzam bir bahçesi var. Ancak bu bahçeyi ilginc kılan şey içinde bir camii olması. Kızıl camii, (Rote Moschee) Schwetzingen saray bahçelerindeki en büyüleyici yapılardan biridir. Aydınlanmış seçmen ve sanat sever Hükümdar Carl Theodor, Alman imparatorluğu ve Osmanlı imparatorluğu hatırı ve dostluğu adına bir jest olarak Kızıl camiyi yaptırır.

Doğu ve Batı’nın Büyüleyici Kombinasyonu: 

Mimar Nicolas de Pigage, 1779-1795 yılları arasında merkezi binası, iki minaresi ve ibadet koridorları ile bahçe camisini inşa etti. Londra’daki Kew Gardens’ta William Chambers’ın bahçe camisine ek olarak, Johann Fischer von Erlach’ın tasarımları bunun için bir model oldu. olağanüstü camii Batı ve doğu mimari dilinin birleşimi büyüleyici. Minare, köşk ve hilallerin yanında barok kubbeler, sivri pencereler ve kemerli revaklar bulunur. Dört giriş kapısı olan camii mimarisi çok ilğinç. Biraz Roma biraz ortadoğu mimarisinin harmanlandığı bir yapı. Camilerimizde olduğu gibi minber, mihrap yok. Böyle bir esere inşaa ettiren Hükümdar Carl Theodor, sadece zamanının bir moda trendini takip etmekle kalmadı, aynı zamanda kozmopolit, hoşgörülü bir hükümdar olduğunu da gösterdi.

Zengin bir şekilde dekore edilmiş iç mimarisi:

Bahçeli caminin içi sütun ve nişlerle ayrılmış yuvarlak bir orta mekandan oluşmaktadır. Nişler ve mimari elemanlar renklidir. Tavan ve duvar süslemeleri,  Arapça ve Almanca yazıtlarla, ‘‘Bilim bir taçdır, bilgelik, çalışkanlık ve sağduyu gibi erdemlere‘‘ atıfta bulunur. Camii avlusunu cepe çevreleyen bir koridorlar yapılmış. Ana giriş koridorların, üstlerine kubeler yapılmış adeta kuliye mantığı kulanılmış. Avlunun ana kapısı kupesine Taç (Krone) konulmuş bunun anlamıda imparatorluğu kralı temsil ediyor olması. Diğer kapıların kubesinede Hilal konulmuş bunun anlamıda Osmanlı imparatorluğuna jest olarak düşünülmüş.    

Daha Fazla Düşünce:

Büyüleyici ışık ve gölge oyunlarıyla ibadet salonlarında bir yürüyüş, saray bahçelerini ziyaret etmenin en önemli noktalarından biridir. Caminin arka tarafında Kuğuların, Ördeklerin yüzdüğü çok güzel yapay bir göl var. Mekan olarak göreseliği ön plana çıkaran her şeyi ile şahane bir dinlenme yeri. 18. yüzyıldan kalma türünün son örneği olan Schwetzingen bahçe camisi, Arap dünyasına o dönemde hakim olan ilginin eşsiz bir kanıtıdır. Ancak bina bir dini uygulamak için inşa edilmediğinden, öncelikle aydınlanmış Kral Carl Theodor’un hoşgörüsünü temsil ediyor. Farklı dinlere yapılan göndermeler izleyiciyi düşünmeye teşvik etmektedir. Avrupa her zaman dünyaya olan ilgisi ve hazineleri ile karakterize olmuştur. Yurtdışından gelen bilgi ve hazineler ufku genişletti ve sanatı, kültürü ve bilimi etkiledi. “Egzotik” temalı dünya, Avrupa’nın egzotizm arzusunu tüm yönleriyle gösterir.

Genç çiftler dünya evine girdi…

Muzaffer Çetin-PFORZHEİM

Pforzheim şehrinin sevilen ve sayılan ailelerinden yıllardır Türkspor da futbol oynayan ve yöneticilik yapan Giresun‘lu Engin Demiral ve iş kadını Fatma Demiral’lın oğlluları Birol ile İzmir’de yaşayan Mustafa ve Sebiha Temurkaynak çiftinin kızları Dilara, birlikteliklerini dünya evine girerek taçlandırdı. Hafta sonu La Diva Eventhaus salonu’nda gerçekleştirilen muhteşem düğün törenine Demiral ve Temurkaya ailelerinin dostları ve sevenleri katılım sağladı. Coronavirüs tedbirleri nedeniyle sayılı davetlinin alındığı düğünde genç çiftin mutluluğu dostlarını ve sevenlerini adeta büyüledi. Mutlu birlikteliklerini dünya evine girerek taçlandıran çiçeği burnunda çift, en mutlu günlerinde kendilerini yalnız bırakmayan tüm dostlarına ve sevenlerine teşekkür etti. Bizde Post Gazetesi olarak genç çifte bir ömür boyu mutluluklar dileriz.

Heves yoluna değil hedef yoluna gittim

Muzaffer Çetin-KARLSRUHE

Türkiye’nin farklı şehirlerinden Almanya’ya işçi göçü çerçevesinde gelen birinci nesilin 60 yıl önce başlayan iş gücünün macaralarını okucularımızla paylaşmaya devam ediyoruz. Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız, Almanya ve Avrupa’nın diğer ülkelerinde geride kalan 60 yılda büyük başarı hikayelerine imza attılar. Göç hikayemizin konuğu sivil toplum kurumunun önden gelen akademisyenlerinden Dr. -Ing. M. Yavuz Dedegil.

— Merhaba; öncelikle sizi tanımak isteriz Bize kısaca kendinizden bahseder misiniz?  

Annem Antalyalı, babam Muğlalı. Ben ailemin ikinci çocuğu olarak 1943 sonunda, Fethiye’de dünyaya gelmişim. Benden önce ve sonra iki de kız kardeşim var. Okula Bolu’da başladım, Düzce’de devam ettim. 1957 de parasız yatılı imtihanını kazanarak yatılı olarak Ístanbul-Haydarpaşa lisesine geldim ve liseyi okul üçüncüsü olarak 1961 de bitirdim. Aynı sene Ístanbul teknik üniversitesi giriş imtihanını ve sonra da Almanya’da makine mühendisliği okuma bursunu kazanarak Almanya’ya geldim.

— Almanya’ya kaç yılında ilk nereye geldiniz?

1961 sonunda Almanya’nın başkenti Bonn‘a geldim. Lisede Fransızca okuduğum için, hiç almanca bilmiyordum ve Almanya’da kimseyi de tanımıyordum. Gideceğim okul belli değildi, kalacağım yer yoktu. O yüzden, herhalde yardım ederler diye, Türk Büyükelçiliğinin bulunduğu, o zamanki Almanya Başkenti, Bonn’a geldim. Tren yolculuğu 48 saat sürüyordu, uçak seyahatleri henüz yoktu. Büyükelçilik, beni bir otele göndermekten başka hiçbir yardım yapmadı. O zamanlar yurt dışına giderken 800 Marktan fazla götürmek yasaktı ve benim cebimdeki para, yiyip-içmezsem ancak 25 gün yeterdi.  Yurtdışına para göndermek de yasaktı, kaldı ki üç çocuklu ailemin bütçesi de buna yetmezdi.

— Almanya’ya geldiğinizde sizin kişisel olarak karşılaştığınız zorluklar, problemler?  

Hemen kalabileceğim ucuz bir yer bulmak zorundaydım ama, ne almancam buna yeterdi, ne de bir ev veya oda aramayı biliyordum. Türk işçileri de henüz gelmemişti ve gelseler de, onlar da benden fazla birşey bilemezlerdi. Bonn sokaklarında umutzsuzca dolaşırken bir terzi dükkanının önünden geçtim. Íçeride, camın kenarında elinde ceket diken genç bir adam dışarı fırladı ve “Sen Türkmüsün?” diye sordu.  Sarmaş dolaş olduk. O, birkaç yıl önce gelip iş bulmuş, nereden, nasıl bilmiyorum. O bana, yaşlı bir alman kadının evinde aylığı 45 Marka bir oda buldu; daha doğrusu genişçe olan koridora bir yatak kurdurdu benim için. Bonn o zamanlar, savaş sonu yıllarında, Fransız işgal bölgesiydi ve ev sahibim de tesadüfen biraz fransızca biliyordu. Bu benim kurtuluşum oldu. Ev sahibim beni, Almanca öğrenmem için, Köln üniversitesinde Türkçe doçenti olan bir bayana götürdü. Bu doçent hanım, benim üniversiteye gideceğimi duyunca, çok çabuk ve iyi almanca öğrenmem için, onun verdiği dersin yeterli olmadığına karar verip, beni Goethe Kursuna yazdırdı ve Elçilikle görüşüp, kurs parasını onların ödemesini sağladı. Altı aylık kursun sonunda gerçekten çok iyi bir almancam oldu. Dil kursundaki son öğretmenim, bana üniversitelere başvurmamda ve makine fakültesi için zorunlu olan staj yerini bulmamda yardım etti. Altı aylık stajımı Ruhr bölgesindeki ‘DEMAG‘ vinç fabrikasında yaptım. Başvurduğum sekiz üniversitenin hepsinden kabul geldi ve ben stajımın sonunda, 1963, de  Karlsruhe Üniversitesine başladım. Staj yaptığım şehir ve fabrikada hiç Türk yoktu ve yedi aydır bir kelime Türkçe de konuşmamıştım, çünkü o yıllarda Almanya’dan Türkiye’ye telefon etmek bile çok zordu. 1969 da Karlsruhe üniversitesini makine yüksek mühendisi olarak bitirdim, sonra yine aynı üniversitede 1974‘de doktoramı yaparak Doktor-Ingenieur titel’mi aldım.  İki yıl sonra 1976 da (141.nci dönem) askerliğimi Mamak Muhabere Okulunda yaptım. Askerliğimi bitirdikten sonra tekrar Almanya’ya döndüm. 1969-2010 arasında Üniversite de Araştırma-Geliştirme asistanlığı yaptım, 8 patentim vardır. Bu sürede 1978-1988 arasında on sene Kaiserslautern Üniversitesinde ve 1998-2010 arasında 12 sene Karlsruhe Üniversitesinde dersler verdim. 2010 da emekli oldum.

— Farklı bir kültür, farklı bir dil.  Ne tür zorluklar çektiniz?

Karlsruhe’ye gelince, bir oda buluncaya kadar kısa bir süre, bu arada gelen Türklerin kaldığı bir barakada kaldım ve Türk işçilerinin karşılaştığı zorlukları tanıdım. Bu tecrübe beni hiç terk etmedi. Almancam çok iyi olduğu için dil sorunum olmadı ve arkadaş olduğum işçilere de her sorunlarında yardımcı olmaya çalıştım. Kültürel olarak esasen Almanlarla iş ve okul dışında bir temasımız olmuyordu. Ben yaşam açısından, Alman kültürünü kendi yetiştiğim, o zamanki  Türk kültüründen çok da farklı görmedim.

— O yıllarda çocukluğunuza ve gençliğinize dair en çok neyi özlüyordunuz?

Daha geldiğim gün başlayan sorunlardan ötürü, geçmişime dair hiçbirşeyi düşünecek veya özleyecek zamanım yoktu; tek düşündüğüm şey, hayatımı nasıl yola yola koyarım. önümdeki sorunları nasıl çözebilirim, hayata nasıl tutunabilirim?

–Siz yaşadığınızı şehirde uzun yıllar sosyal faaliyetlerde bulundunuz:

1971 de Karlsruhe Türk Kültür Derneği’ni kurdum ve Başkanlığını yaptım. Üniversiteli Türk öğrencileri de organize ederek işçi vatandaşlarımızı, onları yolan tercümanlardan kurtardık. Íki sene sonra başkanlığı başka bir arkadaşa devrederek ayrıldım. 10 sene Karlsruhe Belediyesinin „Ausländerbeirat“ ında Türk seçilmiş (atanmış değil) temsilcisi olarak görev yaptım. 1991 de ‘Deutsch-Türkischer Verein zur Zusammenarbeit und Freundschaft e.V.‘ ın kurucu Başkanlığını yaptım ve Koordinasyon Kurulu başkanlığını üstlenince  1997  de devrederek ayrılmak zorunda kaldım. 1997- 2001 arasında, ‘Baden Türk Dernekleri Koordinasyon Kurulu‘ başkanlığını yaptım. 1999 depreminden sonra, kamyonlar dolusu malzeme göndermek yanında, deprem bölgesine 80 adet beşer kişilik, alttan su almayan çadır yaptırarak mağdurlara teslim ettirdik ve toplayabildiğimiz paraların kalanıyla birçok yıkılan okulun da onarımını destekledik. 2002 de ‘Almanya Atatürkçü Düşünce Dernekleri Birliği‘ Başkanı oldum ve bunu da altı sene yaptıktan sonra ayrıldım.

–Sizi hayatta bir adım öne taşıyan şeylerin neler olduğunu düşünüyorsunuz?

Hayatım başarılı geçti sanırım. Bunda en önemli faktör, ana-baba evim ve, ilkokuldan liseyi bitirinceya kadar, bütün öğretmenlerimden aldığım terbiye olmuştur. Hayatta ilerlemek için, çok meraklı olmak, çok okumak ve en önemlisi çok çalışmak gerektiğine inanıyorum. Benim başarı sloganım: “Heves yoluna değil hedef yoluna git!!”. ‘‘Yerinde kendini sınırlamayı bil, amacından emeğini esirgeme! “. Kendine güven ve elini yıldızlara uzat ! Hepsi olmasa da, bazılarına dokunabileceksin.

–Peki genel olarak sorsam, yaptığınız işin en iyi ve en kötü yanları?

Her şeyin iyi ve kötü tarafları vardır. Ben işime ve mesleğime çok önem verdim, çok çalıştım ve halen de çalışıyorum. Íyi mi?  Bu arada eşimi, ailemi ve sağlığımı çok ihmal ettiğim zamanlar oldu, bu da işin kötü yanı ama başarının bedeli. Emekli olarak üniversiteden ayrıldıktan sonra, evimde mühendislik bürosu açtım ve halen endüstri projeleri için çalışıyorum. Bu arada 2016 da yer çekimi (Gravitasyon) hakkında bir kitapçık yayınladım, ikincisi de genişletilmiş olarak önümüzdeki aylarda dört dilde (Türkçe, Almanca, Íngilizce ve Rusça) yayınlanacak.

–Hayatınız boyunca yaşadığınız en heycan verici tecrübe?

Çok genç yaştan başlayarak, yaşam savaşını tek başına veren insanlarda, heyecanlanma, sevinme ve üzülme  duyguları da epey körleniyor. En sevindiğim an, parasız yatılı imtihanını kazandığımı öğrendiğim an olmuştur. Sevinçten, ayakkabıları atıp, çoraplarım delininceye kadar tavşan gibi evin etrafında koşmuştum.

— Herkesin bilmesinde yarar gördüğünüz bir hayat tecrübesi?

Kadın ve erkekler, temelde neredeyse aynı oldukları halde, beyinleri çok farklı işler; daha iyi veya kötü değil, sadece farklı.  Bunu bilmek ve anlamak çok önemli. Ayrıca, insanlar milyonlarca süren bir evrimin şu andaki bir neslidir ve içlerinde aslanı da kuzuyu da, iyiyi de kötüyü de barındırırlar. Eğitim, bunu içimizde dengelemize yardım eder, o yüzden önemlidir.

–Geriye dönüp baktığınızda, 50 sene içinde neler öğrendiniz hayattan?

Birincisi ‘DOĞRU‘ olmak, hak yememek, kendini, kendi vicdanında yargılayabilmek. Ben çok gençken kendime şu yasağı koydum: ‘‘Kimseye bilerek kötülük yapmayacaksın; intikam dahil.“ Babamdan da şunu öğrendim: ‘‘Elinden geldikçe herkese yardım edeceksin!“ Çalmakla zengin, vermekle fakir olunmaz.

— Özünüzden kaybetmek istemediğiniz şey nelerdir?

Sağlığım. Düşkün olup kimseye yük olmadan ölmek isterim.

— 4 ve 5 kuşak Avrupalı Türklere tavsiyeleriniz önerileriniz?

Herbirinizin içinde bir cevher vardır. Onu ancak hayata atılınca keşfedeceksiniz. Yeteneklerinizi değerlendirin, son noktaya kadar tahsilinize, meslek eğitiminize devam edin. Meraklı ve çalışkan olun. Beyni ve davranışları etkileyen bütün maddelerden mutlaka uzak durun.

— Sizce yaşamayı en değerli kılan şey ne?  

Sevgi !!!

TADD Derneğinde görev değişimi

Muzaffer Çetin- PFORZHEİM

Pforzheim’da uzun yıllardır Alman-Türk halkının kaynaşması adına faliyet gösteren ‘’Türk-Alman Dostluk Derneği’’ olağın genel kurulunu yaparak yeni yönetimini belirledi. Eski yönetim kurulu, faaliyet ile mali raporların okunması ardında; TADD’nin 25 yıl kutlaması Federal Milletvekili  Katja Mast’ın (SPD)  ‘Yeni göç yasasının’ sunumu. Türkiye’de yapılan Likya yolu yürüyüşü ve Kapadokya’ya yapılan gezi ve yıl içinde yapılan aktivetelerinin sunulması ardında seçime geçildi. Seçimde; Ursula Petrovic Başkanlağa, Gönül Ekşi ve Michael Völkel başkan yardımcılığına getirildi. Genel kurul sonrası açıklama yapan başkan Ursula Petrovic, Başta eski yönetim olmak üzere bugüne kadar derneği emeği geçen herkese teşekkür ederek şunları söyledi: ‘’Zorlu geçen pandemi süresinde çeşitli çalışmalarımızı aksadı. Önümüzde iki yıl var ve bu iki yılda çok farklı etkinlik ve organizasyonlar yaparak, diğer STK’larla çalışmalarımızı derinleştirip iki toplumun kaynaşması için çalışacağız. Yeni dönemde genç arkadaşlarımıza derneğin yönetimine katılma fırsatı sunduk. Onlarla birlikte TADD için yeni bir dönem başlıyor’’ dedi.                                                                                                           Yeni Yönetim Kurulu: Başkan Ursula Petrovic, Başkan yardımcıları Gönül Ekşi ve Michael Völkel, Sekreter Marita Gönner-Pantke, Muhasebe Fatma Şahin, Basın sözcüsü Hatem Çetin. Üyeler; Emine Akyüz, Sema Aydın, Aylin Şahin, Levent Biçer, Ersan Akyüz, Neziha Mallıoğlu, Keven Şahin. Yeşim Mallıoğlu, Neva Akyüz ve Ege Völkel, Gençlik koluna getirildi. 

Şampiyonluğa doymayan sporcu

Muzaffer Çetin-FULDA, ALSFELD

Almanya’nın Fulda – Alsfeld şehrinde yapılan Uluslararası Almanya Askeri ve Polis Federasyon Birliğinin Atıcılık Şampiyonasına bir Türk damga vurdu. 41 yaşındaki Hüseyin Ayaz, Almanya, Hollanda, Fransa ve İsvicre den katılan 144 yarışmacı arasında göterdiği büyük başarı ile birinci olara şampiyonluğunu perçinledi. 2016 yılında başladığı atıcılık sporunda üçüncü kez şampiyon olan Hüseyin Ayaz, ‘‘Almanya Askeri ve Polis Federasyon Birliği Atıcılık Şampiyonasına çok sıkı ve disiplinli bir çalışmayla hazırlandım. Yarışma’da Türkiye’nin yurt savunmasının üretiği  ‘Canik TP9 SF Elit‘ modeli ile yarışarak 300 puan bandının 299 puan atışı yaparak altın madalya kazandım. 2018 ve 2019 yıllarında kazandığım birinciliğ bu yılda kazanarak şampiyonluğumu perçinledim. Kazandığım 5 altın, 4 gümüş madalyonla bayrağımız dalgalandırmaya devam ediyorum‘‘ dedi.

Uzmanlık Bursu kayıtları başladı

Muzaffer Çetin-HABER MERKEZ

Aile ve Sosyal Hizmetler Alanlarında Uzmanlık Bursunun 2021 2. Dönem başvuruları 1 Ekim-1 Kasım tarihleri arasında basvuru.ytb.gov.tr adresinden alınacaktır. YTB  yurt dışında yaşayan insanlarımıza yönelik aile ve sosyal hizmetler konusunda danışmanlık, destek ve terapi gibi hizmetlerin çeşitliliğinin artırılması ve Türk toplumuna hizmet sağlayacak kendi içinden  insan kaynağının yetiştirilmesi amacıyla bu alanda kendini profesyonel olarak geliştirmek isteyenlere yönelik uzmanlık bursu desteği vermektedir. Ailenin ve bireylerin desteklenmesi amacıyla, yurtdışında yaşayan vatandaşlarımıza yönelik aile ve sosyal hizmetler konusunda danışmanlık, destek ve terapi gibi hizmetlerin çeşitliliğinin artırılması ve hizmet sağlayacak insan kaynağının yetiştirilmesi önemli bir ihtiyaç olarak öne çıkmaktadır. Yurt dışında yaşayan altı milyondan fazla vatandaşımızın ihtiyaç ve sorunlarının ilk gözlemlendiği yer olması, yetişkinler tarafından çocuklara değer ve davranış kalıplarının aktarıldığı böylece toplumsal yaşamın devamlılığının sağlandığı bir kurum olması münasebetiyle büyük önem arz etmektedir. Bu anlamda ihtiyaç duyulan insan kaynağının yetiştirilmesi amacıyla yurtdışında yaşayan ve ilgili bölümlerden mezun olan vatandaşlarımıza terapi ve uzmanlaşma eğitimleri için uzmanlık bursları verilmesine karar verilmiştir. Bu ihtiyaca yönelik geliştirilen “YTB Aile ve Sosyal Hizmetler Alanlarında Uzmanlık Bursu” ile yurt dışında ikamet eden ve bu ülkelerde bulunan aile ve sosyal hizmetlere uygun bölümlerde (pedagoji, sosyal pedagoji, pedagojik psikoloji, psikoloji, klinik psikoloji, tıp ve doğal tıp uzmanlığı (Heilpraktiker), gerontoloji vb.) üniversite eğitimi almış uzmanların terapi ya da danışmanlık gibi özel alanlarda uzmanlaşmalarını sağlayacak mesleki sertifika programlarının desteklenmesi amaçlanmaktadır.

Uzmanlık Görev Alanları:

Aile ve sosyal hizmetler alanındaki uzmanlar; Çocuk bakım yurtlarında, kreş ve gündüz bakımevlerinde, yetiştirme yurtlarında, rehberlik araştırma merkezlerinde, hastanelerde, rehabilitasyon merkezlerinde, ruh sağlığı kurumlarında, huzurevi ve dinlenme yurtlarında, cezaevleri ve çocuk ıslahevlerinde, emniyet müdürlüklerinin çocuk bürolarında, mahkemelerde bilirkişi olarak görev yaparlar. Mesleki olarak psikiyatrist, psikolog, pedagog, aile danışmanı, terapist, gerontolog, yaşlı bakım uzmanı, sosyal hizmet uzmanı, sosyal hizmet tercümanı, uzman bilirkişi gibi unvanlar alabilirler.

Yöntem:

Bursiyerliğe hak kazanan vatandaşımızın, bilgisi daha önce Başkanlığımıza sunulacak olan, yurtdışında yerleşik ve vatandaşlarımıza yönelik faaliyette bulunan bir STK bünyesinde uzmanlık alanına uygun olarak;

Yaşlı Bakımı ve Rehabilitasyon

Gerontoloji

Dil ve Konuşma Terapisi

Bağımlılık

Engelli Bakımı ve Rehabilitasyon

Aile/Evlilik Danışmanlığı

Kültürel Tercümanlık

gibi alanlarda gönüllü danışmanlık hizmeti sağlaması beklenmektedir. Hizmet yeri ve süresi bursiyer ile Başkanlığımız tarafından planlanacaktır. Planlanan süre burs alınan sürenin yarısından az olamaz. Sağlanan bilgilendirme faaliyetleri ve verilen danışmanlık hizmeti Başkanlığa düzenli olarak raporlanacak; gönüllü hizmetin gerçekleşmesini teminen bilgiler Başkanlıkla paylaşılacaktır.

Burs Kapsamı:

Türk vatandaşı veya Mavi Kart sahibi olup ABD, Almanya, Avusturya, Avustralya, Belçika, Birleşik Krallık, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İsveç, İsviçre, İtalya, Kanada, Norveç’de, aile ve sosyal hizmetler alanında (pedagoji, sosyal pedagoji, pedagojik psikoloji, psikoloji, klinik psikoloji, tıp ve doğal tıp uzmanlığı (Heilpraktiker), gerontoloji vb.) eğitim almış vatandaşlarımız burs için başvuruda bulunabilirler.

Burs Miktarı ve Süresi:

Başkanlık bursu sadece sertifika programı ücretini kapsamaktadır. Bursun azami tutarı 10.000,00 Avro veya 10.000,00 Avroya denk gelen ilgili ülke para birimi tutarı kadardır. Burs miktarına burs komisyonu karar verecektir. Burs ödemesi sertifika programının uzunluğuna göre program bitiminde ya da belli aralıklarla ödenir. Bursun devamlılığı, sertifika/eğitim programındaki devamlılığa ve başarıya bağlıdır.

BAŞVURU:

Kimler Başvurabilir?

Türk Vatandaşı veya Mavi Kart sahibi olmak

01/01/1981 ve sonrası doğmuş olmak. Almanya, Avusturya, Belçika, Fransa ve Hollanda öncelikli olmak üzere, vatandaşlarımızın yoğun olarak yaşadıkları ABD, Avustralya, Danimarka, Finlandiya İngiltere, İsveç, İsviçre, İtalya, Kanada ve Norveç ülkelerinde aile ve sosyal hizmetler alanında pedagoji, sosyal pedagoji, pedagojik psikoloji, psikoloji, klinik psikoloji, tıp ve doğal tıp uzmanlığı (Heilpraktiker), gerontoloji vb. alanlarda üniversite ya da üniversiteye denk eğitimini tamamlamış olmak. İlgili ülke makamları tarafından resmi olarak kabul edilen bir uzmanlık eğitim programından kabul almış olmak.

 Başvurular 01.10.2021- 01.11.2021 tarihleri arasında online olarak basvuru.ytb.gov.tr sayfasından alınacaktır.

Almanya camilerinde açık kapı günü

Muzaffer Çetin-PFORZHEİM

Kamuoyunda İslam hakkındaki önyargıları ortadan kaldırmak isteyen Almanya’daki camiler, hafta sonunda kapılarını herkese açtı.  Bu yıl  Açık Kapı Gününde “25’inci yılda Almanya’da dünden bugüne camiler“ konusu anlatıldı ve işlendi. DİTİB Pforzheim Fatih Camii derneğinin yöneticisi, Yavuz Çevik,  Bu yıl Cami Açık Kapı Günü’nün 25’inci yıldönümünü kutluyoruz. Camiler, 25 yıldır kapılarını açarak civardaki insanları birbirini tanımaya ve karşılıklı fikir alışverişinde bulunmaya karşılıklı iletişimin hayati önem taşıdığını söylerken,  Açık Cami Günü’nün bu nedenle düzenlendiğini aktarıyor. “İnsanlar birbirlerini ve dinlerini tanımadıklarında hep bir yabancılaşma oluyor diyen Çevik, insanlar birbirlerini ve dinlerini tanıdıkça daha iyi anlaştığını vurguluyor“. Açık Cami Günü’nün 25’inci yıldönümünün birlikte adeta geçmişe doğru bir zaman yolculuğu yapmak için eşsiz bir fırsat sunulduğunu söyledi.

MEB Heyeti Bir Araya Geldi

Muzaffer Çetin- BAD HERRENALB

2017 yılından bu yana düzenli olarak yürütülen Almanya Yıllık Eğitim Değerlendirme Çalıştaylarının 5’incisi Karlsruhe Başkonsolosluğu görev bölgesindeki Bad Herrenalb şehrinde, Milli Eğitim Bakanlığı Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürü  Burcu Eyisoy Dalkıran, Yükseköğretim ve Yurt Dışı Eğitim Genel Müdürü  Prof. Dr. Cemal Yıldız, Daire Başkanları Salim Donat, Halil Doğanay, eğitim ataşeleri, koordinatör öğretmenler ve sözleşmeli personelin katılımıyla başladı. Karlsruhe Başkonsolosu Banu Terzioğlu ve Stuttgart Başkonsolosu Erkan Öner’in de açılışa katılıp selamlama konuşmaları yaptıkları çalıştay, iki gün sürdü. Almanya’da verilen Türkçe ve Türk Kültürü derslerinin daha etkin verilmesi ve daha çok öğrenciye ulaşması, yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri, gelecekte yapılması planlanan çalışmaların değerlendirilmesinin yapıldığı çalıştaya Milli Eğitim Bakanlığı’nın iki genel müdür ve ilgili iki daire başkanı ile katılması memnuniyetle karşılandı. Çalıştayda ayrıca Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Burcu Eyisoy Dalkıran tarafından görev süresi sona erecek olan Düsseldorf Eğitim Ataşesi Hacer Özdoğan’a, Mainz Eğitim Ataşesi Prof. Dr. Turgut Göğebakan’a, hizmetleri nedeniyle Berlin eski Eğitim Müşaviri ve Yükseköğretim ve Yurt Dışı Eğitim Genel Müdürü Prof Dr Cemal Yıldız’a, evsahiplikleri için Karlsruhe Başkonsolosu Banu Terzioğlu’na ve Eğitim Ataşesi Dr. Uğur Acar’a, geçtiğimiz yılki çalıştaya ev sahipliği yaptığı için Stuttgart Başkonsolosu Erkan Öner’e birer hediye taktim etti.