Muzaffer Çetin-PFORZHEİM

Bu yıl Türklerin Almanya’ya göçünün 60. yılı kutlanacak. Maalesef pandemi nedeniyle büyük etkinlikler ve faaliyetlerle kutlanamayacak. 1970’den önce Almanya’ya gelenlerin resimlerini çekip hikayelerini kayıt edip onları tanıtacağız. Büyüklerimizin hikayeleri kaybolmasın, Almanyada yaşadıkları kayıtlara geçsin istiyoruz.  Almanya’ya göçen ilk kuşaktan asırlık çınar Hacı Ömer Çetin, Köyünü, ailesini, vatanını, bırakarak, bilmediği bir dünyaya doğru cesaret ve merakla adım atanlardan. Bir ömrü Almanya’da geçiren bir büyüğümüzün öyküsü. Bu öykü Babalarımızın, annelerimizin ve bizlerin hikayesi. Bu ayki göç hikayemizin kahramanı 3 çocuk 8 torun sahibi 87 yaşında’ki Kırşehir’li Hacı Ömer Çetin; Almanya’daki hikayesi. Ne acılar, ne sevincli günler, geçirdi kimbilir.. Bizlere yansıyanlar dışında acı vatan Almanya’da geçen bir ömür.                                                       8 Ağustos 1934 yılında Kırşehir Karalar köyünde doğan Hacı Ömer Çetin, “ilkokulu köy okulunda bitirdikten sonra askerlik çağma kadar köyde ailemle birlikte çiftçilik yaptım. 1952 yılında İstanbul (Ramiz) askerliğimi yaptım. O yıllarda okuma yazma oranın düşük olması ve benim ilkokul diplomamdan dolayı karargah bölük yazıcılığı yaptım. Askerden döndükten sonra küçük bir yerleşim yeri olan Sevdiğin köyünde köy bakkallığı yanı sıra hafta sonları at arabası ile çevre köylerde çerçicilik yaptım. 1958 yılında Kırşehir’de bakkal dükkanı olan abimin yanına taşınarak onunla birlikte bakkal dükkanı çalıştırdık“.

Maceralarla dolu yolculuk:                                                                                                                              Yakın köylümüz Almanya’da memlekete izine gelmiş. Bizim bakkal dükkanına geldi hoş beşten sonra bana Almanya’ya gitmek istermisin? diye sorunca. Bende yarı şaka götürdünde gitmedikmi? diyence, tamam bir haftaya kadar dönüyorum pasaportunu paranı hazırla seni alacağım diyerek ayrıldı. Küçük bakkal dükkanı iki aileyi zar zor geçindiriyordu. Abimle konuştum madem öyle istiyorsan git deyince, ‚1966 yılında Kırşehir’de İstanbul’a 5 arkadaşla birlikte turist olarak yolla çıktık. trenle İstanbul sirkecide – Münih şehrine geldik oradan Parise geçtik. Yolculuk boyu 4 gün hiç uyumadan      ülkelerin sınırlarını geçerken yakalanmamak için trenin tuvalettine saklanıyorduk‘. Yağmurlu bir gecede Fransa’dan Almanya’ya kaçak geçerken sınırda Alman polisine yakalandık bizi tekrar Fransa’ya gönderdiler. Bizi Almanya’ya getiren kişi bize türkçe sınırı geçince bekleyin ayrılmayın size araba göndereceğim dedi. Ormanda yağmurun altınada araba bekledik. Sabaha karşı arap kökenli bir adam bizi sınırda tekrar Almanya’ya Saarbrücken (Salzbach) kasabasına getirdi. Kalacağımız işçi lojmanına yakalanmak için kapıda da değil pencerede girdik. Benimle gelen arkadaşlar hemşerilerinin yardımı ile hemen iş buldular. Benim, kimsem olmadığı için ancak 4 ay sonra 1.050 Mark üçret karşılığı tercüman Konyalı Hasan bey, kaldığımız Salzbach’da Albert-Edelmann firmasında bana iş buldu ve iş müsadesi aldı. 1 yıl sonra Pforzheim’da bulunan küçük kardeşime ziyaret gittim. Kardeşim de yalınızdı abi, ya benide götür yada burada birlikte kalalım deyince 1967 yılında Pforzheim’da inşaat firmasında iş buldum ve kaldım. Daha sonra büyük abimi istek yaparak yanımıza aldık. Bu süreçte Almanca öğrenen Ömer Çetin, yeni gelen Türk işçilerine iş ve ev bulma konusunda tercümanlık yapar.

14 yıl ailemde uzak kaldım:           

Almanya’da iki-üç yıl kalıp dönecektim ama kısmet değilmiş. 1974 yılında büyük oğlumu yanıma aldım. 12 Eylül 1980 İhtilali sonrası eşimi ve diğer iki oğlumu’da yanımı aldım. Ailemi getirdiğim o yıllarda yine ev sıkıntısı vardı. Türklere kolay kolay kiralık ev vermiyorlardı. Sıkıntılı ve zor dönemler sonunda küçük bir daireye yerleştik. Allahım bizi hep iyi insanlarla karşılaştırdı Pforzheim’ı sevdik ikinci evimiz yuvamız oldu. Çocuklar meslek öğrendi daha sonra evlendiler çocukları oldu buralara kök saldık. Almanya’ya geldiğimde çok sıkıntılar yaşamama rağmen hiç pişmanlık duymadım. Allah kısmet etti 1990 yılında eşimle birlikte Hac vazifemizi yaptık. 25 yıl çalıştığım Behr firmasında 1998 yılında emekli oldum. Burada ne kadar uzun yaşasak ve sevsekte vatana dönme arzusu bizde hep vardı. Emekli olduktan sonra Almanya – Türkiye arası gidip geliyor uzun kalıyorduk. Son iki yıldır korona salgınında ve sağlımızdan dolayı memlekete gidemiyoruz. İnşallah bu salgın hastalık biran önce tüm dünyada gider ve insanlık kurtulur huzura kavuşur.

4 ve 5 kuşak Avrupalı Türklere tavsiyeleriniz önerileriniz?

Avrupa’ya ilk gelenlerin o tahta valizlerinde;  birkaç eşya, siyah beyaz resim yüreklerinin yarısında umut diğer yarısında ise sıla hasreti vardı.  Telefonları yoktu, memlekete hergün uçan uçakları yoktu, peynire, sucuğa, pastırmaya, turşuya hasretleri vardı. Türkçe televizyonları yoktu kısa dalga Köln radyosu ile vatan hasretlerini giderirlerdi. Ama  umutları vardı neye hasretleri var ise ilerleyen günlerde hepsine ulaştılar, derneklerini kurdular, camilerini kurdular, peynirden sucuğa kadar herşeyi Avrupa’da fabrikalarda üretir hale geldiler. Ev sahibi oldular, çocuklarına iyi bir eğitim imkanı vermeye uğraştılar ve biçok şeyi başardılar. Ancak memleket ve vatan hasretleri hep içlerinde kaldı. Geldiler, yerleştiler, kazandılar ama dönemiyorlar. Birinci nesil gurbette büyük bir dayanışma göstererek bugünkü temelleri hazırladı. Bundan dolayı 4-5 kuşak Türkler bırakılan bu birlik ve beraberlik ruhunu, mirasını devam ettirmeleri lazım. Bu ruhu gelecek nesillere aktarma gibi bir misyona sarılmaları lazım.  Mutlaka iyi bir eğitim ve bir meslek öğrensinler. Hangi mesleği ve işi seçerlerse seçsinler ama o meslekte en iyisi olmayı hedeflesinler. Avrupalı Türkler  artık ne göçmen  ne de yabancı, ne öteki, ne de beriki olmadığını belirten Ömer Çetin, “kimliğinizin ve kültürünüzün farklılıklarını hayatınızın merkezinde olması, Avrupa için bir tehdit değil, bir büyük medeniyet inşası konusunda vazgeçilmez bir doğrudur. Avrupa’da artık biz ne göçmeniz ne de yabancıyız, biz kendimiziz“. Avrupa’dakileri olarak ’Biz Avrupalı Müslüman Türkleriz‘.