UETD 2 UETD 6

Muzaffer Çetin-KARLSRUHE
Baden UETD (Avrupa Türk Demokratlar Birliği) siyaset Akademisi tarafında düzenlene ve iki gün süren bilğilendirme semineri verildi. Achat Plaza otelde verilen seminere Karlsruhe Başkonsolosu Cem Örnekol, Stuttgart Başkonsolosu Ahmet Akıntı, Eğitim ve AR-GE genel Başkan yrd Asiye Bilgin, Uetd genel sekreteri Bülent Bilgi, yönetim kurulu üyesi Enes seydanlıoğlu, Baden bölge Başkanı Levent Polat, Karlsruhe Şube Başkanı Sedat Demir, şube temsilcileri  ve çok sayıda dinleyici katıldı.  Seminerin  ilk günü konuşmacı olarak katılan, Kültür ve Turizm Bakanlığı eski müsteşarı Prof. Dr. A. Haluk Dursun ve TBMM 25. Başkanı, Ankara Milletvekili Cemil Çiçek katıldı. Prof. Dr. Dursun ‘‘Türk siyasi Tarihinde iktidar mücadeleri ve darbeler‘‘ sunumunda,  Devlet yönetimi bakımında Türkiye uzun bir tarihe ve önemli bir birikime sahip. Osmanlı İmparatorluğu’nun ıslahat fermanlarından günümüz Türkiye’sine, devleti ve toplumu reform etme çalışmaları zaman zaman kesintiye uğrasa da devam etmiştir. Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemindeki reform hareketleri Türkiye Cumhuriyeti’nin zeminini hazırlamıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nde 1923’ten bu yana örtülü veya açık biçimde devlet düzeni tartışmaları devam etmiş, siyasal erki ve ülkenin entelijansiyasını meşgul etmiştir. İkinci Dünya savaşı sonrasında dünyada oluşan yeni düzenden Türkiye de etkilenmiş. 1950’lerde Domakrat Parti’nin iktidar gelişi ve tek partili dönemde çok partili sisteme geçişle birlikte yeni bir  dönem başlamıştır. Türkiy’deki reform süreçlerinin dünyanın ve Türkiye’nin içerisine girdiği iktisadi ve idari krizlerle aynı döneme denk düşmesi dikkat çekicidir. Türkiye modern dünyaya ayak uydurması, ekonomik ve siyasal gelişmişlik düzeyini ilerletebilmesi merkeziyetçi yapının zaman içerisinde kendini yeniden tanımlaması ve dönüştürmesi ile gerçekleşmiştir.

UEDT 1 UETD 5Türiye Uzun Bir Süre 82. Anayasası ile İdare Edildi:                                                                       Eski Meclis Başkanı Ankara Milletvekili Çiçek  ‘‘Türkiye’de çok partili dönem ve sistem sorunu‘‘ sunumunda,  Türkiye’de çok partili döneme ve  sistemin çıkmazlarını örnekleri vererek, Türkiye uzun bir süre  1982 anayasası ve vesayet sistemi ile idare edilmeye çalışıldı. Bunun dışına çıkmaya başladığınızda, uluslararası politiklar ile halkın seçtiği iktidarların yürütüğü politikalar çelişmeye başladığı noktada darbe teşebüsleri ve terör kulanılmaya başlatıldı. Darbelerle birlikte önemli siyasi teçrübeler darbelerle birlikte yok oldu gitti. Bununla birlikte zihinsel istikrar da büyük ölcüde bozuldu. Türkiye’deki çok partili dönemler ve koalisyonlarda çok çekti. 91,95 ve 99 yıllarında koalisyon hükümetleri, o yıllarda soğuk savaş’ın sona ermesi ve Sovyet Rusyasının dağılmasının ardında önümüze çıkan fırsatları yeteri kadar değerlendiremedik. Çünkü o dönem hükümetler bir şeyleri değiştirecek kadar uzun ömürlü olmuyorlardı. Halbuki 90 yıllar Türkiye için  önemli fırsatları vardı. Özelikle orta Asya ve Türkiye cumhuriyetleri açısında. 1980 yılları Türkiye için sıkıntılı yıllar. Gelen hükümetler, uzman kadroları ve bürokratları değiştirmek suretiyle ‘Devletin hafızasını kaybetiği‘ yıllar. 12 Eylül darbesinin ardında tekrar sivil hükümeti kurulmasına müsade eden rejimle hükümete gelen tek parti Anavatan partisi lideri Özal, güçlü ve istikrarlı bir Türkiye için çok mücadele verdi. 28 Şubat darbesinde yine hükümet devrilerek, zorla koalisyon kurduruldu. Türkiye için hayati önemi olan Atatürk barajı ve gap projesini, 80 öncesi hükümet yapmak istiyor kredi bulamıyor. 12 Eylül darbesini yapanlar aradı onlarda bulamadı. 1983’de Özal hükümeti para aradı bulur gibi oldu malisef bir kısım İslam ülkelerinin baskısıyla para verecek ülke bankaları para vermekten vazgeçti. Türkiye bu hayati projeyi biran evel  başlayıp bitirmesi gerekiyordu. Bulunamayınca Türkiye toplu konut idaresi kamu ortaklığı fonunu kurarak, ithal edilen lüks tüketim mallarında kaynak aradı. Kamu oraklığı fonunun kurulması ile terör eylemleri aynı yıllara denk gelir. O yıllarda Türkiye seçim kanunlarıyla istikrarı temin edemez konuma geldi. Sistem tıkandı. Çok partili hayat toplumun ihtiyaclarına bu manada çevap veremez hale geldi. Bir ülkenin güçlü olması için önçelikle istikrar lazım. Türkiye o kadar çok acılar çekti ki kardeş kavgaları, isyanlar, zındık hareketler teşebbüs edildi. Gelin birlik ve dirlik olalım. Birlik yoksa dirlikte yoktur. Bu sisitemle biz yolumuza devam edemiyoruz. Gelin bu sistemi değiştirme gayreti ve çabası içinde olalım. Hepimiz insanız. Başlangıc olanın sonu vardır. İnsanlar fanidir, sistemler bakidir uzun ömürlüdür.

UETD 3 UETD 4Seminerin ikinci günü;
Konuşmacı olarak Bursa Milletvekili, Ak Parti Genel sekreter yardımcısı Av. Zekeriya Birkan ‘‘15 Temmuz Darbe girişimi ve Fetö yapılanması‘‘, Kültür ve Turizm Bakanlığı Bakan yardımcısı            Dr. Hüseyin Yayman ‘‘Türkiye’de Devlet reformu ve Başkanlık sistemi‘‘, Anayasa Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop ‘‘Türkiye’de Anayasalar ve siyaset‘‘ sunumu yaptılar. Dr. Yayman konuşmasında, Türkiye’de başkanlık sistemi 47 yıldır tartışılıyor. Etkin ve hızlı bir yönetim için ‘Başkanlık Sistemi‘ olmalı. Türkiye’de  52 yıl istikrarsızlıkla geçti.  He 10 yılda bir darbe oldu. Darbelerin toplam maliyeti 500 milyar dolar, terörün maliyeti 300 milyar dolar. 1979 yılında 115 tur oylamaya ragmen meclis Cumhurbaşkanının seçemedi ve ülke 5 ay Cumhurbaşkansız kaldı.  ABD’de 227 yılda 45 Başkan Türkiye’de ise 93 yılda 65 hükümet. ‘‘Normal şartlarda 65.Hükümet 2185’de‘‘gelmesi gerekiyordu.   Onlarda güçlü ve istikrarlı bir yönetim, bizde ise istiksarsızlık, tutarsızlık.  İstikrarlı ve güçlü bir ülke için sistemin değişmesi gerekiyor. Demokratik başkanlık sistemi Türkiye için kaçınılmaz. Biz arabayı değil şöfürü tarışıyoruz. Sistemi tartışarak Türkiye’nin önünü açarız. Dünya değişiyor, bölge değişiyor bu değişime Türkiye ayak uydurması ve değişimin içinde olup yeniden inşaa etmek zorunda. Türkiye bu değişimin aktörü olması gerekiyor.                            Prof. Dr. Mustafa Şentop, Devlet kendi yönetim sistemlerini çağın gereklerine uydurma amacıyla dönüştürmesi gelişmiş devletler için önemeli bir yer tutmaktadır. Cumhuriyetin ilanında bugüne kadar yüzyıla yakın bir zaman geçmesine rağmen, saysız reform süreçleri ve değişikliklere rağmen Türkiye’de devlet düzeninde, devlet-vatandaş ilişkilerinde, eğitim sisteminde, vatandaşın sosyal hayatında çözüm bulunamamış. Askeri darbe süreçleri siyasal hayatla birlikte sivil toplumun refahını ve ülkenin gelecek umudunu derinden sarsmıştır. Bu yüzden başkanlık ve yarı başkanlık sistemi sürekli gündeme gelmiştir. Başkanlık sistemi bugünkü hükümetin Cumhurbaşkanının söylemi değil. Yıllar önçe Erbakan, Demirel, Türkeş ve Özal’ın Türkiye için başkanlığın elzem olduğunu dile getirmişlerdir. Dünya’nın güçlü ülkeleri; ABD’de başkanlık sistemi federal yapı var. Almanya’da parlementer sistem federal yapı var. Fransa’da yarı başkanlık sistemi üniter yapı var. Güney Kore’de başkanlık sistemi üniter yapı var. Bir ülkenin üniter veya federal yapıya sahip olmasının sistemle ilğisi yoktur. Türkiye için ise üniter bir başkanlık sistemi uygundur dedi. Seminer sonrasında  UETD’de tarafında katılımcılara sertifika verildi.UETD 7 UETD 8 UETD 9 IMG_6260 IMG_6267 IMG_6318 _MG_6257

Beispielseite